
ABD’nin İran’a karşı başlattığı askeri operasyonun başlangıcındaki temel hedefleri, İran’ın nükleer silah geliştirmesini engellemek ve askeri cephaneliğini zayıflatmaktı.
Savaşın ardından kırılgan bir ateşkes yürürlükte olsa da, bu ateşkesin zaten test edildiği belirtiliyor. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, operasyonun “büyük bir askeri zafer” olduğunu ifade ederken, hava yoluyla “gökten ölüm ve yıkım” yağdırdıklarını söyledi.
Ancak Trump yönetiminin savaşın başındaki hedefleri zamanla değişti. Başlangıçta rejim değişikliği de dahil edilen amaçlar arasında İran’ın nükleer programını durdurmak ve füze cephaneliğini yok etmek yer alıyordu. BBC, bu iddiaların bağımsız olarak doğrulanamadığını belirtiyor.
İran’ın nükleer kapasitesi konusunda somut ilerleme sınırlı kaldı. Zenginleştirilmiş uranyumun akıbeti belirsizliğini korurken, rejim değişikliği hedefi de gerçekleşmedi. İsrail’in üst düzey isimleri, aralarında Ayetullah Ali Hamaney’in de bulunduğu bazı liderleri öldürdüğü belirtilse de, Hamaney’in oğlu Mojtaba halef olarak atandı.
ABD yetkilileri ise hava kampanyasının planlanandan önce tamamlandığını ve İran’ı teslim olmaya zorladığını savunuyor. Trump, ateşkes ilanında askeri hedeflerin “karşılandığını ve aşıldığını” öne sürdü. Öte yandan, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiği ve bölgesel dinamikler gibi unsurlar hâlâ belirsizlik taşıyor.
Bu gelişmeler, savaşın sonuçlarının değerlendirilmesini zorlaştırırken, hem askeri hem siyasi boyutlarıyla tartışılmaya devam ediyor.

